www.Reisim.Net
Adalet tatmin etmiyor - Duygu Asena
Sedat Peker, 'Kötülükleri yok etmek için dövmek veya öldürmek doğru mu?' sorusunu, 'Türkiye'de, toplumu tatmin edecek bir adalet anlayışı yok' diye yanıtlıyor
Sedat Peker, 'Kötülükleri yok etmek için dövmek veya öldürmek doğru mu?' sorusunu, 'Türkiye'de, toplumu tatmin edecek bir adalet anlayışı yok' diye yanıtlıyor
Sedat PEKER MHP'li olmadığını söylüyor. Siyasi görüşünü Pantürkist-Turanist diye açıklıyor. Seçimlerde oyunu atabilseymiş, Besim Tibuk'a atacakmış. Çünkü düşüncelerini cesurca ve radikal buluyor. Ya kurtarıcı ya da canavar olarak görünmekten hoşlanmıyor.
Duygu ASENA: Size yöneltilen suçlamalarda, çek, senet, ihale, haraç çetesi, adam
vurdurtmak, para tahsilatı var. Barmen'le Abdullah Topçu'nun öldürülme olayında
adınız geçiyor. Bunlarla ilgili söyleyeceğiniz bir şey mutlaka vardır.
Sedat PEKER: "Silahlı yaralama, ruhsatsız silah bulundurma suçlarından birkaç
defa cezalandırıldım. Hiçbir zaman haraç alma yargılanmam olmamıştır. Çek-senet
tahsilatı olarak geçen şey, kendi alacağımı almak amacıyladır. Karşımdaki
insanın parası olduğunu biliyordum ve benim alacağımı vermiyordu, belki medeni
ilişkilerin sınırını aşıp daha sert davranarak hakkım olan parayı almaya
çalıştım. Eğer karşımdaki insanın parasının olmadığını bilsem kesinlikle
alacağımdan vazgeçerdim, tabi her gün barlarda, pavyonlarda benim paramı yemesi
de beni çok mutlu edecek bir durum değil. İhaleyle ilgili bir organizasyonum
olmamıştır. Genelde uyuşturucu satanların öldürülmesi yönünde ismim geçti,
yargılandım."
Askere alınmadım
Duygu ASENA: Uyuşturucu kullandığınız, hatta bunun için askere gitmediğiniz
söylendi.
Sedat PEKER: "Kendimin dini inançlarımın kuvvetli olması, ailemden aldığım
terbiyemden dolayı ben uyuşturucuyu bırakabilmiştim, ama bırakamayan
arkadaşlarım ölmüşlerdi, Zaten bir insanın birilerine düşman olabilmesi için
ortada bir sebep gerekir. Ben bu insanları sevmek zorunda değilim. Evet
bazılarının öldürüldüğü, dövüldüğü söylendi. Beni tanıyan insanlar uyuşturucu
satıcılarını dövmüşse, öldürmüşse ben bundan suçlu olamam ki. Tesadüf. Ben böyle
bir suçu işleyen insanın ziyaretine de giderim, avukatta tutarım, TCK'da bu suç
değil ki. Beni tanıyan insanlar gitmiş uyuşturucu satanları dövmüşler, iyi
yapmışlar."
Duygu ASENA:Ama bir takım şeyleri yok etmek için dövmek ya da öldürmek çözüm
değildir ki. Hepimiz bize kötü gelen şeyleri kendimiz yok etmeye çalışsak ülke
elden gider.
Sedat PEKER: "Türk toplumunun öğretilerinde, arkadaşının intikamını alan insan
iyi insandır. Eğer benim düşüncelerimin yanlış olduğunu bana kabul ettirmek
istiyorsanız önce Türk toplumunun öğretilerini değiştiriniz. İnsanların gönlünü
ferahlatacak derece bir adalet anlayışı şu an Türkiye'de yok.
Askerlik konusuna gelince, cezaevinden çıkmıştım 24 yaşındayken, askerlik şubesine gittim, komutan dedi ki, niye böyle geç geldin, cezaevinde olduğumu ve o yaşımda beş kere girdiğimi söyledim, kendisi beni psikiyatri bölümüne havale etti. O da bana, bir sene tecil yapalım, dinlen dedi. Bir sene sonra tekrar gittim, direkt psikiyatri servisine çıktım, dediler ki askeri tüzükte kanunlar var, askerden önce şu kadar süre cezaevinde yatan, daha önce uyuşturucu kullanan insanların askeriyeye alınması konusunda problemler var, kusura bakma seni askere alamayacağız dedi. Ben de kendisine tamam dedim."
Duygu ASENA: Çok üzüldünüz herhalde?...
Sedat PEKER: "İnsan üzülmez mi? Ben kesinlikle memnun ayrılmadım, gayet ciddi
üzüntülü olarak oradan ayrıldım, çünkü hayatımın her devresinde bunun önüme
çıkacağını biliyordum."
Ben ricada bulunurum
Duygu ASENA: Aziz Yıldırım'a yardım etmişsiniz, Türk Ticaret Bankası'nın
özelleştirilmesi, Ceylan ailesinin miras kavgasına yardımlar, F-16 uçak
ihalesinde yabancıları kaçırttım, Osman Kavala'nın alacağını tahsil ettim,
Mehmet Ali Yılmaz'ın alacağı için araya girdim demişsiniz, doğru mu bunlar?
Sedat PEKER: " Ben Aziz Yıldırım'a yardım ettim demedim. Ben Aziz Yıldırım'ı
tanırım ama hiç yardım etmişliğim falan yok. M.Ali Yılmaz'la bir dostluğum var,
alacak verecek meselesine yardımcı olmak değil, M.Ali Yılmaz benim param olur da
benden para isterse ben zaten veririm. Zaten kendisi zengin adam, ben
kendisinden normal olarak para istersem kendisi de bana verir. Kavala Holding de
sevdiğim insanlar. Osman Kavala son zamanlarda ekonomik darlığa düşmüş bir
insan, benim Fikret Aydın diye bir akrabamın yakınıdır kendisi, ben o vesileyle
tanıdım, kendisiyle yakınlığımız var. F-16 savaş uçakları konusunda yabancıları
kaçırttım demedim, sadece bana bir ricada bulunulmuştu. Orada çalışan
mühendisler kendi finanslarını bulmuşlar, sahibi Kavala'yı tanıyorsun rica eder
misin dediler, sadece onların bir araya gelmelerini sağlamıştım. Benim yaptığımı
bütün işadamları yapıyor. Ceylan ailesinin miras kavgasında yardım etmişliğim
falan yok. Türk Ticaret Bankasının ihalesiyle ilgili dahi olmadım."
Duygu ASENA: Siz şirketlere nasıl destek oluyorsunuz Sedat bey? İş adamı
değilsiniz, bir şey değilsiniz?
Sedat PEKER: "İş adamı değilsiniz derken, nasıl anlayamadım."
Duygu ASENA: Mesela banka sektöründe değilsiniz.
Sedat PEKER: " Banka sektöründe olmayabilirim, banka sektörüne girmiyorum
anlamına gelebilir mi bu? Eğer finansalı bulabilirsem yurtdışından çok düşük
krediyle özelleştirilecek bankalara ben de talip olabilirim."
Duygu ASENA: Yardım ettim diyorsunuz, bunları hangi kimliğinizle yapıyorsunuz?
Sedat PEKER: Bunları hangi kimliğinizle yapıyorsunuz diye bir soru bence çok
doğru bir soru değil, firmanın sahibini tanıyorum. Bana gelip rica ediyor
arkadaşım, ben de diğerini tanıdığım için yemek yiyoruz, konuyu açıyorum, ondan
sonra kendi aralarında görüşerek, kendi para alışverişlerini yaparak her ikisi
de memnun olacak şekilde alıyorlar. "
Kadın kocasının emanetidir
"Kendisinin ablası bir arkadaşımla evliydi, bir düğünde tanıştım. Üç sene kadar
konuştuk, üç senenin sonunda ben hayata bakışım böyle eğer kaldırabilirsen
evlenelim dedim. Kendisi de bana evlenmeyi hiç hayat boyu düşünmediğini ama
benimle evlenmek istediğini söyledi, bu kadar şeyi bir daha sordum kaldırabilir
misin diye, kaldırabilirim dedi. Bir ay sonra dedim bir daha düşünelim belki bir
daha geri dönüşü yok. Bir ay sonra tekrar buluştuğumuz zaman, kararını verdin mi
dedim. Kesinlikle kararını verdiğini söyledi, evlenmemizde ileride doğacak
sıkıntıları göğüsleyebileceğini anlattı, eşim ciddi şekilde tahsilli, Bavyera
eyaletinde dereceye girmiş bir insan. Sonra evlendik. Gayette güzel gidiyor."
Duygu ASENA: O memnun mu hala?
Sedat PEKER: "Kendisi çok memnun, zaten duygusal bir insan, çok enteresan
gelecektir size, şiddet olaylarından çok etkilenen birisi. O yüzden dolayı içine
kapanık birisi, çocuklarıyla kendisinin bir dünyası var, tabi haliyle bu
dünyanın içinde bende varım, bu şekilde evliliğimiz devam ediyor."
Duygu ASENA: Amerikan filmlerinde çok enteresan sahneler vardır, mafya
insanları, adamı yatırıp beynine kurşun sıkar, on dakika sonra eve gelir,
karısına ve çocuklarına karşı son derece şefkatlidir. Ve kadının dünyadan haberi
yoktur.
Sedat PEKER: " O bahsettiğiniz mafya insanları için geçerli olabilir, ben yine
belirteyim mafya olmadığımı, ama benim aile yaşantımı merak ediyorsanız, ciddi
derecede ülke genelinde entellektüel olarak bilinen insanlarla dostluğum var,
hep evliliğimi sorarken bana gülerek soruyorlar, sebebini de hala anlayabilmiş
değilim, anlatıyorum mesela biz çok mutluyuz, iyi bir evliliğimiz var, hiç kavga
etmediniz mi diyorlar. Bir kere evlendiğimizin birinci ayında şiddet unsuru
olmadan, sadece konuşmalarda fikirlerini beyan ettiğinde, ben de kendi
fikirlerimi beyan ettim, asgari müşterekte buluştuk. Ama belki benim politik
kabiliyetim daha yüksek olduğu için %70 benim dediğim oldu, %30 onun dediği
oldu."
Duygu ASENA: Karı-koca arasında şiddet konusunda ne düşünüyorsunuz?
Sedat PEKER: " Birisine karşı kendini kabul ettirmek için şiddete başvurmak,
hele özellikle bu hayatınızı paylaşacağınız bir insansa, bu mantık dışı. Çünkü
çocuğunuz, namusunuz onun kontrolünde... Erkeğin fiziksel üstünlüğü ortadadır,
döverek bir şeyler yapmak istiyorsa, zaten o insanda bir zafiyet söz konusudur.
Ben kadını tanrı misafiri olarak kabul ederim. Annesini babasını her şeyi
bırakarak size geliyor, sizin onu korumanız gerekiyor. Anne babasının sevgisini
vermeniz gerekiyor. Sizi isterseniz eşimle tanıştırabilirim, kendisinden de
dinleyebilirsiniz. Gayet düzgündür bizim yaşantımız. Herkes eşime soruyor, seni
dövüyor mu falan diye. Eşim gülerek anlatıyor, yok dövmüyor diye."
Duygu ASENA: Agresif kişiliğim var lafını deminden beri on defa kullandınız. Size bu sorunun sorulması doğal.
Sedat PEKER: " Ama agresif kişilik derken ben agresifliğin ne olduğunu galiba
anlatamıyorum. Keşke bunun deyimlerini ve terimlerini tam olarak bilsem, bunu
anlatabilsem size ama anlatamıyorum. Bunun ne olduğunu anlatamıyorum. Eğer benim
canıma veya sevdiğim bir insanın canına kast olursa ben şiddete başvurabilirim
diyorum. Ama eşime karşı bir şiddet yapmak gibi bir saçmalığı niye yapayım ki?"
Duygu ASENA: Eşime kendimi anlattım dediniz. Bana da anlatır mısınız, ne dediniz
ona kendinizi anlatırken.
Sedat PEKER: Dostlarıma karşı çok hassas olduğumu, eğer bir gün bir dostumun
başına bir şey gelirse, onun için kendimi öldürtebileceğimi söyledim. Bir gün
bensiz hayatına devam etmek zorunda kalabileceğini anlattım ve ben öldükten
sonra evlenmemesini ondan rica ettim, bunu kabul eder misin dedim. O da dedi ki;
eğer çocuğumuz olmazsa sen öldüğün zaman ben kendimi öldürürüm. Ama eğer
çocuklarımız olursa onlar için yaşamak zorundayım dedi. Ama burada kalmam eğer
sana bir şey olursa dedi."
Duygu ASENA: Bu büyük bir aşk gibi görünüyor?
Sedat PEKER: " Devlerin aşkı büyük olur zaten... Ben hep şunu söylüyorum eşime
aşık değilim, kendisine de söyledim ama saygı duyuyorum, benim için göğüslemiş
olduğu acılara karşı saygım var, ve aşklar bir gün bitiyor ama saygılar hep uzun
süreli, ben öldüğüm zaman bile saygımın devam edeceğine inanıyorum. Hep saygı
duydum ve duymaya da devam edeceğim."
Duygu ASENA: Eğer hakkınızda olumsuz bir şey yazarsam korkayım mı sizin
agresifliğinizden. ?
Sedat PEKER: " Benim söylediklerimi lütfen yazınız ama yorumunuzla beni zevkle
eleştiriniz, eleştirinizi okumaktan da büyük bir zevk duyarım, ama eğer benim
yazdıklarımı değiştirirseniz o zaman size kırılırım, şahsınıza olan saygımı
kaybederim. Çünkü sizi de bir savaşçı olarak kabul ediyorum. Benden korkmayınız
ama size acırım. Acırım derken size yapacağım bir şey için değil yani öyle bir
şey yapmam, üzüldüğüm için acırım sadece."
Babalar cezaevindeler
Duygu ASENA: Babalar şimdi neredeler?
Sedat PEKER: "Baba diye ismi geçen kimileri öldürüldü , iki üç tane dışarıda var geri kalanda cezaevinde. Bu kadar insan madem bu ülkenin kaderini kötü yönde etkiliyordu, işte şimdi hepsi bir türlü bertaraf edildi. Bu ülke niye düzelmedi? Sadece toplumun eline oyuncak veriyorlar, işte kötü adamlar bunlar, tu kaka adamlar bunlar. Herkes bu tu kaka adamlarla uğraşıyor ve şimdi o bitti, niye düzelmiyor şimdi."
Duygu ASENA: Peki kim o asıl tu kaka adamlar?
Sedat PEKER: " Devletten ikili ilişkilerle, ikna kabiliyetleriyle milyarlarca
dolarları alıp geri ödemeyen kimlerse onlardır, onların hepsinin ismini vergi
dairelerinden çıkarabilirsiniz."
Duygu ASENA: Bugün bir mucize olsa ve deseler ki, istediğin yerde, istediğin
şeyi olacaksın.
Sedat PEKER: "Ben mucizeleri insanların kendilerinin yaratacağına inanırım. Ne
kral olmak isterim, ne padişah. Çünkü onlar hiçbir zaman herkesi mutlu
edemezler, çünkü birilerinin menfaati için karar verdiğiniz zaman birilerini
mutlaka üzmek durumundasınız. Ben samimi olarak söylüyorum dünyanın en bilge
kişisi olmak isterdim. Uzun senelerdir haksızlığa uğramış olan Türk toplumunu
kesinlikle hak etmiş olduğu yere taşımak isterdim."
Çeçenleri destekledim diyemem
Duygu ASENA: Siz Çeçenleri kaçırtmışsınız, bari burada evet kaçırttım deyin.
Sedat PEKER: "Duygu hanım hayatınızda bazı şeyler var ki, söyleyeceğiniz bazı
şeyler insanlara zarar vereceği için, bir çok şeyi söyleyemeyip es geçmek
durumunda kalırsınız, size şunu açık yürekliliğimle söylüyorum, Çeçenlerin tüm
müdahalelerini destekliyorum. Artık adını siz koyun. Avrasya feribotunu kaçıran
insanların cezaevinden kaçıp, yurtdışına çıkmaları konusunda eğer ilgim olduğunu
söylersen nereden ilgin var derler bu sefer. Bu sorunun en güzel cevabını
Muhammet Tokcan arkadaşım vermiştir, 'bizim hakkımızda söylediği her şey
doğrudur, ama ben bir şey diyemem, kendisinin ne söylediğini bilmiyoruz'
demişlerdir. Muhammet Tokcan çok değerli bir arkadaşım, kendisini seviyorum,
görüşüyoruz. Basiyev iyi bir komutandır, iyi bir liderdir. İnşallah en kısa
zamanda kendilerini ziyarete gideceğim. Bağımsızlıklarını kazandıkları zaman
ziyarete gideceğim."
Duygu ASENA: Gidin savaşın o zaman arkadaşınızla.
Sedat PEKER: "Size söyledim, bazı şeyler var ki istediğinizi yapamıyorsunuz, gün
geldiği , her şey konuşulduğu zaman belki de çok şey yaptınız belki de bir şey
yapmadınız, tarih sayfalarında yerini alır diye düşünüyorum."
İşkence gördüm
Duygu ASENA: Tutuklandınız, hapse girdiniz, hiç işkence gördünüz mü?
Sedat PEKER: " Bir de benim
için devlet destekli çete diyorlardı. Ben devlet destekli çete kavramına zaten
inanmıyorum, ama ayrıcalıklı bir insan kavramı belki var, ama elimde bulunan
imkanlar düşünüldüğünde, ben en ciddi terör örgütlerinin görmediği işkenceleri
gördüm, Şişli Etfal, Haseki hastanesinin acil yoğun bakım kayıtları
incelendiğinde görülür. Sırf devletimiz küçük duruma düşmesin diye davacı
olmadım, davacı olsaydım o işkence yapanlar tutuklanırdı, çünkü çok ağır
raporlarım var. Şu anda kollarımın altı, her yeri yırtıktır zaten askılardan
dolayı. Örgüt mensuplarından ağır işkence görüyorsunuz yinede diyorlar ki devlet
destekli çete. Bunu niye anlamıyorlar veya ben bunu anlatmakta niye aciz
kalıyorum?"
Duygu ASENA: Devlet içinde yakınlarınız yok mu?
Sedat PEKER: " Şimdi Duygu hanım, ben devlet içinde insanlar tanırım. Politikacı
insanlar tanırım, ben belediyede görevli olan memur tanırım, ben çöpçülük yapan,
doktorluk yapan insanlar tanırım ve ben her kesimden insan tanırım, ben öcü
değilim ki. Bir yere gittiğimiz zaman kendimizi takdim ediyoruz, tanışıyoruz,
düğünde, dernekte, vakıf gecelerinde. Frengili ya da AIDS'li miyim? Ben canavar
mıyım?"
Duygu ASENA: Normal insan gibi yaşamanıza müsaade etmiyorlar diyorsunuz, niçin?
Sedat PEKER: " Şimdi bizim toplumumuza baktığınız zaman insanlar doğduğu zaman
annesi babası tarafından dövülmeye başlar. Okulda askerde dayak yer. Doğduğu
andan öldüğü ana kadar korkuyla yetiştirilip, bastırılan bir toplumun hiçbir
zaman özgür bir şeyler yapabilme şansı yok ki. Bir şeylerin değişmesi için önce
insanlarımızın hiçbir şeyden korkmamasını anlatmak istiyorum. İnancımız bile ya
cehennem ateşinden korktuğumuz için Müslüman olmuşuz ya da cennette ki huriler,
akan ırmaklar, meyveler için Müslüman olmuşuz. Ailelerimiz, komşularıyla kendi
aralarındaki komplekslerinden dolayı bizi sınıfın ve mahallenin en başarılısı
olmak zorunda bıraktılar. Belki biz dünyanın en başarılı çocuğu olabilirdik,
belki farkında olmadan bizim ufkumuzu sadece bir mahalleyle, bir sınıfla
sınıflandırdılar."
Röportaj: Duygu ASENA